T�rkiye

Sevgili Bahçeliler,

Az sonra Dutbeli’nden aşağıya devrileceğiz. Karanlık, çevremi göremiyorum. Hiç bir zaman baraj gölü diyemedim. Fırat diyorum. Kızgınım Keban Baraj Gölüne. Eski yolu, köprüleri yuttu. Hele, anılarla dolu Arnavut Hanı’nı aldı götürdü. Neden Arnavut Hanı?

Dutbeli’nin üst başından, aşağısına doğru Fırat’ın görkemi muhteşem olur. Ay şavkı yok. Olsaydı, Fırat’a yansıması olur muydu? Ahhh Mustafa, sabahtan akşama kadar beklettin. Güzelliklerden yoksun kaldım.

Fırat Otobüs İşletmesinin İstanbul yazıhanesinden Kadir Bey’e telefon ettim.

-Kadir Bey, İstanbul’dan Kemaliye’ye kaç saatte ulaşıyor sunuz?

-Onyedi saat…

-İstanbul’dan saat kaçta kalkıp, kaçta Kemaliye’de oluyor sunuz?

-Sabah dokuzda İstanbul kalkış, ertesi sabah yedide Kemaliye varış.

-Kadir Bey, burda bir terslik olmadı mı? 17 saat değil, 22 saat oldu. Daha kısaya alamaz mısınız?

‘’Olmaz!’’ dedi Kadir Bey. ‘’Sabah daha erken Kemaliye’ye indiremeyiz yolcuyu, perişan olurlar’’. Yine sabah yedide Eğin’e varılır, İstanbul kalkışı sonraya alınır. Meselâ, İstanbul kalkışı saat 14’e alınamaz mı? Böylece otobüste geçen sıkıntılı saatler azaltılmış olmaz mı? Bu önerime Kadir Bey ‘’böyle gelmiş, böyle gider’’ yanıtını verdi. Sonra da, savuşturmak için adımı, telefon numaramı aldı. O günden bu yana bekliyorum, tık yok!

Hasta yolcumuz iyice yoruldu. Yola çıkalı saatler oldu. Münibüsteki yüksekokul öğrencileriyle söyleşiyorum. Mutlu görünmüyorlar. Okul dışında, hiç sosyalleri yokmuş! Her şeyleri okullarının içiyle sınırlıymış. Okul dışında rahatça oturup eğlenebilecekleri bir yerler istiyorlar. Biraz hocalarından ve gözlerden ırak olmak istiyorlar. Öğrenciye uygun olsun istiyorlar. Okullarında kimi bölümlerin kapanmasına üzülüyorlar. Öğrenci sayısı üçyüzden, yüzelliye düşmüş. Halıcılık, Arıcılık ve Su Ürünleri bölümleri kapanmış. Bunların yerine Turizm ve Otelcilik bölümü açılıyormuş. Hoca bulmakta zorlanılıyormuş. Okul Müdürü Bekirağagil’den sayın Cihat Özgenel. Erzincan, Eğin arasında mekik dokuyor. Sevgili Cihat Bey umudumuz sizsiniz.

Okulun varlığı ve öğrenciler Eğin esnafı için çok iyi bir kazanç. Değerlerini bilmek gerekir. Öğrenciler canlılık getirirken, yöreye gençlik aşısı yapar.  Öğrenci Eğin’de edindiği olumlu izlenimler ölçeğinde yöremizi  tanıtır. Turizm dedik ya!

Apçağa’da bir yolcu indireceğiz. Mustafa Aşukka’dan beri dinginleşti. Bizde rahatladık. Buna karşın, yorulduk. Karşı geçedeki köylerin ışıklarını bir bir geçiyoruz. Düşünüyorum, ışıkların aydınlattığı köy meydanında insanlar hasretlerini mi anlatıyorlar? Evlerine kapanmış, televizyon mu seyrediyorlar? Eskisi gibi oda açmalar bitti. Oda açma zamanı da değil. Henüz yaz sonundayız.

Yol boyu cılız ışıkların aydınlattığı, malzeme sahalarını geçiyoruz. Ekrek’i, Ergü’yü ne zaman geçtik, analayamadım!

İşte Eğin… Aşağıda… Kurban olduğum adeta serpilmiş. Işıklar genişlemiş. Apçağa’ya giriyoruz. Sokak aydınlatmalarının izin verdiği ölçüde çevremi görüyorum. Apçağa çok anlatıldı. Bir kaç gün sonra, gelip göreceğim. Davetliyim.

Münibüsümüz sessizliği yırtarak manevrasını yapıyor. Apçağa’yı çıkıyoruz. Aracımızın burnu Eğin’e döndü. Az sonra Bahçe Deresi.

Esen kalın.

Ulvi ÖZGENEL

Şivekârgil

27 Kasım 2011 Pazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.