T�rkiye

Sevgili Hemşerilerim,

Şıracı mahallesinden yukarı, güneye doğru Malatya gezimize başlıyoruz.

Malatya hakkında kısa bir bilgi: TÜİK verilerine göre 2011 nüfusu 740.643 kişi, denizden yüksekliği 900 m., eski adları Melita ve Maldia, Malatya Hititçe’de bal anlamına gelen Melid kelimesinden türetilmiş, Arapgir ’le birlikte 13 ilçesi var.

Bu bilgilerden sonra…

Labirent bir çarşının içinden geçiyoruz. Hacı Yusuf Ustanın 1912 ’de yaptığı Yeni Camii ile 1947 ’de inşa edilen Valilik Binası arası Malatya’nın tam merkezi. Valilik Binasının önünde 1947’de yapılmış iki kademeli, taş kaide üzerine oturmuş, bronz İsmet İnönü heykeli var. Heykelin altında bir de çarşı.

Malatya’nın ticari hayatı olağanüstü canlı. Buna karşın kent kişiliğini kaybetmiş. O ağırbaşlı, vakur, kişilikli Malatya yok artık.

İnönü caddesi çok hareketli. Marka mağazalar bu cadde üzerinde. Büyük kentlerle yarışacak kadar kalabalık. Aradığınız her şeyi Malatya’da bulursunuz. İstanbul ’dan, Ankara’dan taşımanıza gerek yok.

Valiliğin yanından yukarı doğru yürüyüşümüz devam ediyor. Daha seçkin mahallelere ulaşıyoruz. Ortasından kanal geçen ünlü caddesindeyiz. O ne güzel caddeydi !  Konak türü yapılar artık yok. Kanal atık sularla çok kirlenmiş. Bu bölge Kernek Meydanı. Yukarıya doğru Şelale Parkı. Aslında kanalın başlangıcı parkın yukarılarında. Çok temiz, parkın ortalarına doğru indikçe kirleniyor. Park sessiz, kuş cıvıltıları, ağaçlar dinlendirici. O da ne? Parkın ortalık yerinde koca bir elektrik santralı. Ve santrala su taşıyan çirkin borular. Parkın yukarısında salaş bir çay ocağında çay içerek dinlendik. Parkın aşağı girişinde bir müze var. Kapalıydı, gezemedik.

Artık dönüş başladı. Yukarı çıkarken geçtiğimiz sokakları ve caddeleri bir bir geride bırakıyoruz. Vakit daralıyor. Şimdi doğru Akpınar Meydanına, kâğıt kebabı yemeğe gidiyoruz. Sinan Et Lokantası ’ndayız. Eskilerden kalma, kendini korumuş, temiz ve kibar.

Koca bir tabakta domates ve bir takım yeşilliklerin karışımından oluşmuş salata, yine irice bir tabağın yarısı pirinç diğer yarısı bulgur pilavı doldurulmuş. Maşrapada ayran yorgunluğumuzu aldı. Ve… kâğıt kebabı arzı endam etti. Kağıdın bir yanında sebzeyle karıştırılmış, diğer yanında patlıcan ezmesiyle karıştırılmış, ortada çok iri oldukça yağlı et parçaları. Çevre masalarda iştahla yenen kâğıt kebabının bir miktarını zor da olsa yedik. İçimizde, bu mideyle Eğin ’e nasıl gideceğiz endişesi var! Biz bu endişeyi taşırken, bir kaç saat sonra acıkacağımızı nasıl bilirdik.

Çok uzadı değil mi? Olsun, sindire sindire, ağız tadıyla anlatalım. Sıkıldıysanız hemen silebilirsiniz. Ne de olsa görmeyeceğim, alınmam.

Hoşça kalın.
01.11.2011 Malatya

Şivekârgil’den
Ulvi Özgenel

1.fotoğraf : Yeni Camii (yanda tek duran minare depremde yıkılan camiden kalmış) (EKLENMEDİ)
2.fotoğraf : İsmet İNÖNÜ heykeli ve Valilik Binası
3.fotoğraf : Kernek-Şelale Parkını yukarıdan aşağıya geçen kanalın kirliliği (EKLENMEDİ)

Malatya Hükümet Konağı ve İsmet İnönü heykeli..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.