T�rkiye

Uz.Dr. Mustafa Feridun Çelikmen

KEMALİYE DE KÜLTÜREL MİRASIN YOK OLUŞUNUN EN BÜYÜK NEDENİ….

Osmanlı dönemi de  dahil,beylik den devlet olduğumuz dan buyana hemen her dönemde;  miras hukukunun; gerek gelenek ve göreneklerden gerekse de yazılı ,kayıtlı “kültür” bırakmada ki yetersizliğimizden dolayı, kuşaklar arası iletimi aksamıştır.Geri kalmışlığımızın en temel nedenlerinden biride budur zaten.Kimilerinin bir gün bizi de içlerine alacağını ümit ettiği Avrupa devletinin üyelerinin hemen hepsinde “mal ve kültür “ecdad daha hayatta iken bekası ve sağlıklı paylaşımı için yazılı kayıtla güvenceye alınır.Kurumlar bazen aileden bile olmayan, ortağın “yöneticiliğine” emanet edilirken, miras onu en iyi yüceltecek ,ileri götürecekler arasında pay edilir,hakkaniyet bile bazen ikinci planda kalır.
Avrupa da, aile mirası, 500 –600 yaşında, bazen daha eski, şatolar konaklar hep bu gözetmenin günümüze iletilen sağlıklı kültürel kalıntılarıdır.
Hemen tüm hemşehrilerimizin hemfikir olduğuna emin olduğum,100 yıl öncesinde şu anki halinden daha ihtişamlı, kalabalık şirin ilçemizin günümüze ulaşamayan evlerinin, bağ bahçelerinin virane oluşunun temelinde bu nesiller arası aktarımın sağlıksızlığı yatmaktadır.Araştırıp incelediğinizde yüzlerce varise ulaşan mirasçıları ile ,hiçbir intikal,paylaşım yapılmamış,bir daha yerine konması bile mümkün olmayan muhteşem evler,taşıma toprakla oluşturulmuş cennet bahçeler,mahzun ,terkedilmiş vaziyette belirsiz geleceklerini beklemektedirler.
Çoğu büyük kentlerde oturan mirasçıların kimi, bir kez bile gidip görmedikleri bu ata yadiğarı kültürün,  ne imar edilmesine nede gün geçtikçe daha içinden çıkılmaz hale gelen mirasçı yumağının çözülmesine yardımcı olmaktadırlar. Hukuk sisteminin özellikle bu konulardaki ağır işleyişi ve yetersizliği de bu kısır döngüyü  genişletmekte,daha bir arap saçına çevirmektedir.
Memleketini seven herkese bu konuda büyük sorumluluk düşmektedir. Vasiyet olayı daha “Büyükler” hayat ta iken mutlak gerçekleştirilmeli, ata yadigarının bir insanın ömründen daha uzun yaşamasına,kültürel mirasın korunmasına önayak olunmalıdır.
Yerel yönetimler ve mülki amirler de, korunup,  imarı gereken bu tür kültürün tespiti, hukuksal boyutlarının saptanıp çözümünün hızlandırılması konusunda çalışmalıdır.
İnsanoğlu bu dünyada fanidir..Eserleri ise eğer onun için değerli ise ve de akıllı davranırsa baki kalabilir…

3 Yorum var.

  • Ulvi ÖZGENEL dedi ki:

    Ferudun Bey,
    değindiğiniz konuyla ilgili bir ”çalışma grupu” oluşturulursa ben varım.

    İrdelediğiniz için teşekkürler…

  • Remzi Karakullukcu dedi ki:

    Sayın Çelikman’e gönülden katılıyorum. Geçmişte yapılan bu hataların devam ettirilmemesi ve yeni neslin bu konuda daha duyarlı olması, ecdadımızın bizlere bıraktıkları eserlerin ilelebet yaşatılmasına vesile olacaktır kanısındayım.İnanıyorum ve inanmak istiyurum ki yeni nesil bu konularda bizlerden daha duyarlı olacaklardır.

    • Ulvi ÖZGENEL dedi ki:

      Doğrudur. Remzi Karakullukçu’ya da ben katılıyorum.
      Geçmişe dair bir kalıntı veya belge olmadan gençlerin yapabileceği çok şey yok.

      Doğrudur. ”Geçmişte yapılan bu hataları” sürdürmemek adına, akil kişilerimizin birleşek gençlerimize bir belge niteliğinde yazılı miras bırakması gerekmiyor mu ?
      Vakit geç olmadan, bir kaç yaşayan canlı tarihimiz hayattayken harekete geçmemiş kanısındayım.

      Ben bu grupun en zaman alıcı işi olan sekretaryasını üstlenebilirim.

      Başta Remzi Karakullukçu’yu ve kuracağı ekibi göreve davet ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.