T�rkiye

Bedri Yakar’ dan Anılar

02 Kasım 2011
 

BEDRİ YAKAR’DAN ANILAR…

SENE 1975-76’LARDAN

Hayvanlarımız var, dağa ot yolmaya gidiyoruz. Mahallemiz komşularından; Bekir Ağagil’in Hüseyin Amca, Musallıgil’in Mehmet Amca, Şivekârgil’in Mehmet Amca, Komsergil’in Necati Öğretmen, Keyhagil’in Mehmet Amca, babam(İsmail YAKAR),kardeşlerim ve ben.

Dağda Büyük Yaslan denilen mevkide Bana Yerleri’(konaklama yerleri)nde konuşlandık, herkes dağıldı ve üzerinde yatmak için bir miktar ot yoldu. Akşam oldu ve yattık.

Dağda oksijen bol olduğu için uykunu kısa zamanda alıyorsun. Gün ışıdığında herkes ayakta. Kara demlikte çay, kahvaltı hazır. Herkes birer eteklik ot yolmuş halde Bana Yeri’ne döndü. Ot ve çiçek kokuları arasında keyifli bir kahvaltı yapıldı. Herkes işe koyuldu, ot yolmaya devam…

İkindi vaktine yakın hayvanların yükü hazır. Altı tane eşek yüklendi. Çocuğum o zamanlar… Eşek yükünü yıkarsa yükleyecek durumda değilim yani. Bana denildi ki; yükü yıkan eşek olursa iplerini sök, otu oraya bırak ve eşeği al, git. Altı eşeği önüme kattılar ve yola koyulduk. Patika yoldan YAZIBAŞI’na doğru inmeye başladık. Güzergâh; Kuru Dere’den, Köçeğin Bayırı’ndan, çalılıktan Bahçe Mahallesi’ne. Yola devam… Geldim, Salı Baba’ya. Salı Baba’da Bekir Ağagil’in Hüseyin amca’nın eşeği yükünü yıktı. İplerini söktüm, otu oraya bıraktım ve eşeği alıp yola devam ettim. Herkes Komsergil’in kapıda toplanmış,yüklerini almak için beni beklemekteydi.

Öşneden’li Fatma Yenge Kaşlarını çatmış bir vaziyette:

-“Hani oğul bizim eşeğin yükü nerde?”

Ben:

-“Yenge, Eşek Salı Baba’da yükü yıktı. Ben de ipileri söküp otları orada bıraktım ve eşeği alıp geldim”…

Sabahleyin önce çarşıya uğrayıp erzak alacak ve ardından dağa geri dönecektim. Bu işlem o zamanlar bana çok ağır geliyordu. Çünkü eşekler boşaldığı zaman yola rahat gitmiyordular.

İşlerimi hallettim ve tekrar dağa döndüm.2-3 gün bu şekilde devam ettim…

Amcam Ali o zamanlar Erzincan’da ikamet etmekte idi. Oğlu Bekir çıkageldi. Bende büyük bir sevinç… Beraberce gidip geliyoruz. Bu arada eşekler yüklerini çoğu kez yıkıyorlar. İki kişi olduğumuz halde yükü yüklemeye gücümüz yine yetmiyordu.

Dağa döndüğümde Hüseyin Amca soruyor:

-“Oğul, rahat gittin mi?”

Ben:

-“Yok emü, eşek Salı Baba’da yükü yıktı.”

Hüseyin Amca:

-“Çatır çatır çatlaya bilekim. O gariye(kadına) söyledin mi otu götürsün diye?”

Ben:

-“Söyledim, ama yenge kızarak “sadece bizim eşek mi yükü yıkıyor?”diye söylendi.

Böylece devam ettik…

Bu arada Musallıgil’in Mehmet Amca ve Şivekârgil’in Mehmet Amca otları burma yapıyor, diğerleri tel ot getiriyordu. Musallıgil’in Mehmet amca burma veriyor, Şivekârgil’in Mehmet amca da burmayı büküyordu. Şivekârgil’in Mehmet amca, burma bükmekten bilekleri şişmiş vaziyette, kızarak orağı kaldırıp yere attı ve:

-“Ben daha burma bükmem. Ben de tel ot getirecem, diyerek Musallıgil’in Mehmet amcaya bağırdı”…

Yirmi gün sonunda dağdan dönüş:

Yazı Başı’na gelmeden Musallıgil’in Mehmet amca hepimize kalbur hurması dağıttı. Öyle ki yemeye imkân yok. Kalbur hurmaları beklemekten adeta taş gibi olmuş.

Necati öğretmen:

-Amca, bu hurmaları niye daha önce vermedin ki yiyelim?

Mehmet Amca:

-Oğul, ne olur ne olmaz, hadi ki oğlan ekmek getiremedi. Dağda aç mı kalalım, diyerek geçiştirdi.

Kuru Dere’ye geldiğimizde Mehmet Amca, yükü önceden buraya yıkılmıştı, bana dönerek:

-Bedir, ben burada bekleyeyim sen de bu eşeği götür, yengen de al gel ki yükleyelim.

Bende hal kalmamıştı zaten. Çok zor olsa da yapamam diyemezdim. Son bir hamle yükleri yıktıktan sonra Mehmet amcanın kalan yükünü de getirdik.

Böylece o sene ki ot serüvenimiz son buldu…

5 Yorum var.

  • Ulvi ÖZGENEL dedi ki:

    Hah! İşte böyle. Yazın be kardeşim.

    Anıları olanlar yok mu? Özellikle mahallemizin büyüklerinden bekliyoruz. Büyükler anlatsın, çocuklar, torunlar yazıp göndersinler.

    Bedir ağzına sağlık, Büşra klavyeye basan ellerin sağolsun.

  • bekir bozik dedi ki:

    Emmoğlu 40 yıllık bir anıyı dile getirmişsin ellerine sağlık bunlar bizim zenginliklerimizdir. O gün dağda olanların ölmüşlerine rahmet olsun makamları cennet olsun geride kalmışlara Allah uzun ömürler versin. Musalligilin emüyü, Hüseyin emüyü, kurt memoyu hele hele Şivekar emüyü, Ömer abiyi amcamı hatırlamamak mümkünmü. O dağın enfes kokusu çiçeklerin burcu burcu kokusu oksijenin maksimumda oluşu hiç aklımdan çıkmıyor. Helede mazman başında 3 mt lik yılanın bizi kovalamasını hiç unutmuyorum. Allah bahçe mah den ahirete intikal edenlerine gani gani rahmet eylesin peğirli hoca derdiki la bozikoğli bu bahçede imam olmam benim için bir nimettir rabbime hamdolsun . Bende diyorumki vatanımın Eğin olması benim için bir nimettir, mahallemin bahçe olması bir nimettir. Sağolun varolun ben bunu alnımın akıyla ölene kadar sürdüreceğim Allah’ ın izniyle…

  • Ulvi ÖZGENEL dedi ki:

    Mazman Başında 3 m’lik yılanın kovalayışını hele bir yazın. Biz de keyifle okuyalım.

  • bekir bozik dedi ki:

    bedir henüz çocultu ben ona göre birkaçyaş büyüktüm çaşurlukta kazımgilin çaşurluğunda ot yolmaya gitmiştik.ekipde musalli memet amca,hüseyin emü emingilin ömer abi de vardı.kazımgilden hasan vardı.otlar yolunup hayvanlara yüklenirdi bedirle beraber tıngır mıngır bahçeye gelirdik.mazman başında yolun ortasında bir yılan boyu 30 cm var ama hırçın bir şey sss diye üzerimize yürüdü biz eşeşklerin etrafını dolandık o kovaladı baktıkki kurtuluş yok hayvanlarda etkilenmeye huysuzlaşmaya başladı yerden bir taş aldık attık üzerine altında kaldı bizde yolumuza devamettik

  • bekir bozik dedi ki:

    ecdadımızda hoşgörü had safhadaydı bizleri engüzel şekilde yetişdirdi.çocuktum bahçede tüm çocuklar dereye yüzmeye giderdi haaliyle bende giderdim dedemden habersiz giderdim.bir gün deyirmenci alini dayım olur onun oğlu yaşar eğinden bahçeye yüzmeye gelirdi osmanda milazimgilin oda eğinden bahçeye gelirdi.bir gün dayımın oğlu yaşar ahigilin kapının önünden bekir hadi dereye gidelim diye seslendi.dedem duyunca bana kızdı tabiiki dereye de gidemedim.tek başınaa bahçede oynardım.bende kendime bir meşgale buldum mülver ağacından suggu yani su tabancası yapıyordum okadr dalmışımki işime arkamdan hacıefendigilin emineabla gelmiş arkamdan la bekirik deyince bir korktumki sormayın gitsin kadıncağız anladı korktuğumu beni tuttuğu gibi çeşmenin altına kfamı soktu buz gibi su daha sonra beni kurulamaya başladı eteğiyle bir yandanda yavrum vallaha bilemedimkorkacağını deyip gözlerimden öpüyordu.sakinleşince dedikibekir bizim kızları pegire yollayacağım sen götürürmüsün bilirsin bahçede çocuk çok ama sen başkasın sana güvenirim dedi bende ona sor dedim oda kim la dedi dedeme gönderdim .üstüm başım ıslandı şimdi ne diyecem hacı babaya diye hayıflanarak gitti.biraz sonra dedem camdan yavrugim eşşeği ahırdan çıkar torbasını doldur palanına as.dedi aynen yaptım.peşinede beni iyi dinle eşşeğe kızlar binecek sen yayan gideceksin yolda asla onları indirip sen binmeyeceksin burda bindirecen peğirde indireceksin dedi tamamı dedi bende tamam dedim.münire vede dayısının kızı adını hatırlayamıyorum iki kızı eşşeğe bindirdimdedemin gözü önünde dere yolundan peğire götürdüm yerlerine ulaştım orda münire bir maşraba ayran getirdiki dolul dolu nasıl içecem diye kara kara düşündüm kısacası bozikoğlunun emrini aynen yerine getirdim tahminen 10 yaşlarında idim atalarımız bizi bu şekilde yetiştirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.