T�rkiye

Sağlık insanların doğal durumudur. Dünya sağlık örgütü (DSÖ) sağlığı : hastalık ve zayıflııın olmadığı fiziksel, zihinsel ve toplumsal açıdan kusursuz iyi olma durumu olarak tanımlıyor. Dr. Deepak Chopra ise insan yaşamının her anını neşeli hissettiği, yaşamından tat aldığı, doyum duygusu taşıdığı ve evrenle uyum içinde olması diye tarif etmektedir.

Bu tariflerden sonra esas anlatmak istediği, hayatında tanıdığım ve derin hürmet beslediğin ve hayatta olmayan büyük bir din adamı, iyi insan, yüzlerce hastaya şifa vermiş, kimseye hayır dememiş ve incitmemiş Kemaliye Bahçe mahalle camisi imamı, Dr. Feridun Çelikmen’ in
de dedesi olan Hacı Mustafa Çelikmen’i anlatmak istiyorum.

Benim çocukluğum da Kazamızda devamlı Dr. bulunmazdı, sağlık memurları vardı. Zaman zaman köye gelir aşı yaparlardı. Hasta olan kimselerin tedavilerini meslekleri Dr. olmadığı halde edindikleri bilgiler ve yaptı kları bitkisel ilaçlarla şifa verirlerdi. işte Bahçe cami
hocası da bunlardan biriydi.

Rahmetli babam anlatmıştı. Bir tabancası varmış temizlerken ateş  alıp patlamış ve kurşun sol boşluğundan girip çıkmış. Derhal Mustafa hocaya haber vermişler. Hoca gelip muayene yaparak geçmiş olsun, hayati tehlike yok kurşun karın zarını zedelemeden girip çıkmış. Yapacağım tedavi ile kısa zamanda şifa bulacaksın demiş. Kullanılmamış sabun istemiş onu toz haline getirip yanında getirdiği başka bir tozla karıştırıp macun haline getirip yaranın iki ucundan boşluğuna doldurmuş. Bu işlemi gün aşırı tekrarlamış. Dördüncü tekrardan önce yanında getirdiği ve nasıl steril ettiğini bilmediğim kuş kanadını yaranın içine sokup çıkarmış. Kuş kanadının kanlı olduğunu görünce geçmiş olsun bu tedavi tamamdır demiş ve yarayı sararak 4-5 gün sonra açabilirsiniz deyip gitmiş.

Aradan ne kadar zaman geçti bilemiyorum, ama kış mevsiminin son günleri olduğunu hatırlıyorum. Babam hastalandı. Düşmeyen yüksek ateş ve dinmeyen öksürük. Yine hocaya haber verildi geldi gerekli muayeneyi yapıp zature olduğunu söyledi ve çeflitli bitkisel ilaçlar verdi. Kısa zaman sonra ateşi düştü, öksürük azaldı 19. gün kontrolde hastalığının tamamen geçtiğini artık dışarı çıkabileceğini söyledi.

O zaman ben 1. sınıftaydım. Giderken bana haydi beni köy çıkışına kadar uğurla dedi ve elimden tutarak yürüdük. Sokakta biraz gitmiştik ki bir evin kapısında yaşlı bir hanım gördük. Hocam dedi bir şikayetim var ama utanıyorum nasıl söyleyeyim bilemiyorum. Mustafa hoca bacım şu bileğini ver bakayım söylemene gerek yok dedi ve sol kol bileğini kontrol edip sen idrarını tutamayıp altına kaçırıyorsun. Ve iki bitki ismi söyledi. Bunları kaynatıp sabah akşam birer fincan dolusu içeceksin şikayetin geçecek dedi. Ben nabızdan nasıl hastalığını anladığını hocaya ne ben sordum ne de o anlattı. Ta ki ileride bunu öğreninceye kadar.

Yine bir yaz günü ayak bileğimde kaşıntı ile başlayan ve kısa zamanda büyüyen cildimde kızarıklık yapan bir lezyon oluştu. Babama Bahçe de hocaya götür dedim, gittik fakat bulamadık. O ara Kemaliye’ ye Dr. geldiğini öğrendik. Babam buraya kadar geldik merkeze geçelim dedi. Gittik, Dr.’u Güvenlerin çeşmenin üzerinde merdivenle çıkılan bir yerde bulduk. Muayene etti ve bunun ilacı Bahçe mahalle camisi hocasında var dedi ona gidin dedi. Dönüşte hocayı bulduk baktı nar çiçeği renginde bir merhem verdi. Kullandım, bir hafta içinde iz bırakmadan yara tamamen şifa buldu.

Annem Bahçe mahallesinden Ahigillerin torunu olur yani terzi Mahmut etinin yeğeni. Mahmut dayının oğlu Tahsin Eti ile aynı yaştayız. Yaz mevsimlerinde birlikte ya onlarda ya da bize Sırakonak’ta geçerdi. Tahsin’in evleri mahalle camisi ile karşı karşıyaydı ve bizler sokakta oynardık. Mustafa hoca öğlen ezanını okumak için camiye gelince bizi görür ve abdest alıp camiye girin namazı kılalım derdi. O ezanı okuyup minareden ininceye kadar biz hazır olurduk. Kendisi önde biz arkada ona uyarak yatar kalkar namazı kılar yaptığı dualara amin derdik. Mevsim yaz olduğu için ekseri bizden başkada cemeat olmazdı. Bazen de camiden sonra bizi dere kenarındaki bağına götürür mevsime uygun meyve ve sebzelerden ikram ederdi (salatalık gibi).

Özel günlerde bayram gibi, evine gider elini öperdik. O evinde zemin katta bulunan tandır evinde oturur ve daima ya bir şeyler yazar veya bir kitap okurdu. Sn. Hoca’nın yüzü hep gülümserdi, hiç somurturken gördüğümü hatırlamıyorum.

Aradan seneler geçti. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirip, Çapa ikinci cerrah kliniğinde genel cerrahi uzmanı oldum. Askerliğimi Balıkesir Askeri Hastanesinde yapıp Edremit Devlet hastanesine tayin oldum. Burada çalışırken Psikiyatri uzmanı bir Dr. ‘la tanıştım. Kendisi benden daha yaşlı olmasına rağmen daha dinç ve daha genç görünüyordu. Zamanla bunun nedenini öğrendim. Günde iki defa 20 şer dakika yapılan Transandantal Meditasyon tekniği. Maharişhi Mahesh Yogi adlı bir bilim adamının İstanbul da verdiği bir konferansı dinlediğini ve tekniği ondan öğrendiğini anlattı. Kendisi sonra Hindistan gidip tekniği öğretme derslerine katılıp, tekniği öğretme yetkisini kazanmış. Netice olarak tekniği öğrendim. Tekniği öğrenip muntazam uygulamaya başladıktan kısa zaman sonra 24 saat bile çalışsam yorgunluğu unuttum. (Transandantal Meditasyon) tekniği ayrı bir yazı konusu.

Tekniği öğrenip mesleğim gereği tıp dalını da öğrenmeye karar verdim. Çünkü bu kısımda (NABIZDAN TEŞHİS) bölümü de var. Okuyunca derhal aklıma sn. hoca Mustafa Çelikmen geldi. Hani kadının nabzını dinleyip senin hastalığın şudur demiflti bu konuyu bunun için anlattım. Evet bunu öğrenmeye karar verdim. Araştırmalarım bunu öğrenmek için yurt dışına gitmek gerekiyordu. Hollanda, Hindistan ve Özbekistan’ı tercih ederek başkenti Taşkent de Doğal Yasa Üniversitesinde verildiğini öğrenip oraya giderek eğitimi aldım. Aklıma takılan soru şuydu, Mustafa Hoca bunu nereden öğrenmişti? Bunu öğrenince araştırdım ve hocanın askerliğini Çanakkale de sağlıkçı olarak Alman doktorların yanında yaptığını tespit ettim. Acaba onlardan öğrenmiş olabilir mi? Emin değilim. Bu bilgiyi doğrulamak için, hocanın torunu Sayın. Dr. Feridun Çelikmen’e sordum. Edindiğim bilgi doğru idi.

Bir yaz gecesi bütün komşular gibi biz de balkonda yatıyorduk. Sabaha karşı komşuda bir çocuk ağlama sesi duyduk. Çocuk 2-3 yaşlarında idi. Ağlama sebebini öğrendik ve çok hayret ettik. Çocuğun bir kulağı böceklenmiş ağlama sebebi oymuş. Esas sorun bunun nasıl temizleneceği idi. Babam hemen hocaya birini gönderip bilgisine baş vurdu. Yapılacak şuydu: acı badem havanda iyice dövülüp toz haline getirilecek ve bir beze biraz konup çocuğun başı yana çevrilip tutulacak. Bu iş böcekler temizlenene kadar tekrar edilecekmiş. Tatbikat aynen yapıldı. Birkaç tekrardan sonra kulak temizlendi ve çocuğun sesi de kesildi. Bu olay bugün gibi gözümün önündedir.

Hayatımda tanıdığım büyük insanlardan biri, din alimi ve bir halk doktoruydu, nur içinde yatsın.

SAĞLIKLI YAŞAM ( Op.Dr. Hüseyin Üstüncan )

BAHÇEDER ‘DEN : Mahallemizin geçmişinde çok büyük bir yeri olam Dedelerimizin Çağdaşı olan Hoca Hacı Mustafa ÇELİKMEN’ e Allah ‘tan rahmetler diliyoruz. Yeri doldurulamayan insanlardan biriydi.

Bu yazı için sayın Op. Dr. Hüseyin ÜSTÜNCAN ‘a , yazıyı bize ulaştıran değerli kardeşimiz Dr. Mustafa Feridun ÇELİKMEN’ e teşekkür ederiz.

2 Yorum var.

  • Ulvi Özgenel dedi ki:

    Geçmiş yaşanmışlıkları okuyarak anmak bana heyecan veriyor.
    Dr.M.F.Çelikmen gibi yazınız ki, geçmişle irtibatlanalım.

  • Remzi Karakullukcu dedi ki:

    Rahmetli Hoca Babanın hepimizin üzerinde emeği vardır. O, kendisini çevresine adamış değerli bir insandı. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.